AVCILIK’LA İLGİLİ HABERLER

KARA AV SEZONU BAŞLANGIÇ-BİTİŞ TARİHLERİ.

IHA

Orman ve Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğü, Merkez Av Komisyonu kararları gereği 2016-2017 av sezonunun başlangıç ve bitiş tarihlerini açıkladı.
Alınan kararlar doğrultusunda 1. grup kuşlardan, bıldırcın ve üveyik avı, 13 Ağustos 2016 tarihinde başlayacak olup, 20 Kasım 2016 tarihinde sona erecek. 2. grup kuşlardan, kum kekliği, kınalı keklik ve çil keklik avı, 15 Ekim 2016 tarihinde başlayacak olup, 08 Ocak 2017 tarihinde sona erecektir. 3. grup kuşlardan, sakarmeke, sakarca, yeşilbaş, boz ördek, fiyu, çamurcun, Macar ördeği, tepeli patka, kılkuyruk, elmabaş patka, çıkrıkçın, su çulluğu, kaya güvercini, tahtalı, karatavuk, öter ardıç, boz kaz, kaşık gaga ve çulluk avı, 15 Ekim 2016 tarihinde başlayacak, 26 Şubat 2017 tarihinde sona erecek. 4. grup kuşlardan, alakarga, küçük karga, ekinkargası, leşkargası, saksağan avı, 13 Ağustos 2016 tarihinde başlayacak olup; 26 Şubat 2017 tarihinde sona erecek.
Öte yandan, 1. grup memelilerden, yaban tavşanı, ada tavşanı, tilki, kaya sansarı avı, 15 Ekim 2016 tarihinde başlayacak, 08 Ocak 2017 tarihinde sona erecek. 2. grup memelilerden, yaban domuzu ve çakal avı, 13 Ağustos 2016 tarihinde başlayacak olup; 26 Şubat 2017 tarihinde sona erecek.
Bütün avcıların, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında, ilan edilmiş avlaklarda AVBİS sistemi üzerinden izin almaları gerekiyor. Avcılar çarşamba, cumartesi, pazar ve resmi tatillerde avlanabilecekler. Ayrıca yaban domuzu, bıldırcın ve üveyik avı bu günlere ek olarak salı günü de yapılabilecek. Ordu ve Tokat illerinde çakal ve tilki, Çorum’da çakal ve öter ardıç avı bu sezon yasak.
Ayrıca avcılar, av sahasında silah ruhsatı, avcılık belgesi ve avlanma pulunu mutlaka yanlarında bulundurmalı. Tüfeklerde takoz bulunması ve il avlanmaya açık ve kapalı alanlar haritasında belirlenmiş sahalara dikkat edilmesi gerekiyor.


KUŞLAR Avlanma Limiti
Bıldırcın 2 adet
Üveyik 7 adet
Karatavuk 3 adet
Güvercin (kaya güvercini) 6 adet
Çulluk 4 adet
Saksağan 2 adet
Tahtalı, sakarmeke, sakarca kazı 2’şer adet
Alakarga, Suçulluğu (bekasin) 2’şer adet
Kınalı keklik, kum keklik, çil keklik ve kaya kekliği avı toplamda, ( Çil keklik; bu av dönemi ……… ilimizde avlanabilecektir.) Toplam 2 adet
Yeşilbaş, bozördek, fiyu, çamurcun, macar ördeği, tepeli patka, karabaş patka, elmabaş patka, çıkrıkçın, kara ördek ve Altıngöz den toplamda (Toplam avlanma limiti içinde kara ördek, karabaş pakta ve altıngöz kılkuyruk sayısı 1’den fazla olamaz) Toplam 2 adet
Küçük karga, ekinkargası, kara leşkargası ve leşkargasından toplamda Toplam 5 adet
Şehir serçesi ve Kızılsırtlı Örümcek Kuşu (Atmaca yakalamak amacıyla, Atmacacılık sertifikası sahibi kişiler tekrar doğaya canlı olarak bırakmak kaydıyla yakalayabilir.) Yılda Toplam 2 adet
MEMELİLER
Yaban tavşanı 1 adet
Adatavşanı, sansar (kayasansarı, ağaçsansarı toplam 2), yaban domuzu (bek ve yürüyüş avında avcı başına) 1’er adet adet
Yaban domuzu (sürek avında avcı başına)
(sürekçiler av yapamaz)
2 adet
Çakal 1 adet
Tilki Ya

AVCILIK BELGESİ

Levent Kalınkara 07 Ocak 2010 13:56
AVCILIK BELGESİ HARÇLAR Açıklandı 2010 Yılında Avcıların Ödemesi Gereken Harçlar Resmi Gazetede yayımlandıAvcılık belgesi harçları açıklandı 2010 yılında avcıların ödemesi gereken harçlar 31 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. 27.449 sayılı Tebliğde Maliye Bakanlığı (60 seri nolu Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile Avcılık belgesi 5228 Sayılı kanunun 59’uncu maddesi ile değişen bent 31 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdi. a) Avcı derneklerine dahil olanlardan 92.25 TL b) Avcı derneklerine dahil olmayanlardan 104.05 TL Harç alınacak 5035 sayılı kanunun 39 uncu maddesi ile eklenen bent yürür: 1.1.2004 özel Kanuna göre verilecek yivsiz tüfek ruhsatnamesi için: 17.05 TL Harç ödenecek
________________________________________________

Avcılık, günümüzde daha çok bir tür spordur.Başlangıçta insanların karınlarını doyurmasına yönelik bir uğraştı. İlk insanlar ovalarda dolaşırken toplayabildikleri bitkiler ve kovalayıp yakalayabildikleri küçük hayvanlarla beslenmişlerdir.
_____________________________________________________

Gönderme tarihi: 31 Ocak 2010 Pazar 18:21:53
Kime: Yolaçan Tepecik Köyü (tepecik.koyu@hotmail.com)

Levent Kalınkara Av ve Doğa Tutkusu üyelerine bir mesaj gönderdi. ——————–Konu: Av İle İlgili Hadis-i Şerifler Av İle İlgili Hadis-i Şerifler

MECUSİNİN KÖPEĞİAv İle İlgili Hadis-i Şerifler MECUSİNİN KÖPEĞİ 6905 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Biz onların, yani mecusilerin köpek ve kuşlarının avladıklarını yemekten nehyolunduk.

OK-YAYLA AVLANAN HAYVANIN HÜKMÜ 6906 – Adiyy İbnu Hâtim radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resülü dedim, biz ok atan bir kavimiz; (bize ne tavsiye buyurursunuz?)” Şu cevabı verdi: “(Ava) ok atıp (onu) deldiğin zaman deldiğin (av)ı ye.” 6907 – Temîmu’d-Dârî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Ahir zamanda develerin hörgüçlerini, koyunların kuyruklarını (hayvan canlı iken) kesen bir kavim olacak. Bilesiniz! Canlıdan her ne kesilirse, o (meyte hükmündedir) murdardır (haramdır).”

BALIK VE ÇEKİRGE AVI 6908 – Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bize iki hayvanın ölüsünün yenmesi helâl kılındı: “Balık ve çekirge.” 6909 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevceleri, çekirgeleri tabaklar üstünde birbirlerine hediye ederlerdi.”

ÖLDÜRÜLMESİ YASAK HAYVANLAR 6910 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselam göçeğen kuşu (surad), kurbağa, karınca ve hüdhüd kuşunu öldürmeyi yasakladı.”

KELERİ ÖLDÜRMENİN HÜKMÜ 6911 – Fâkih İbnu’l Muğîre’nin azadlı cariyesi Saibe radıyallahu anha anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanına girmiştim. Odasında, yere konulmuş bir mızrak gördüm. “Ey mü’minlerin annesi! Bununla ne yapıyorsun?” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Biz bununla, su kelerleri öldürüyoruz. Çünkü Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bize bildirdi ki, Hz. İbrahim aleyhisselâm ateşe atıldığı zaman yerdeki bütün hayvanlar ateşin sönmesine katıldı, sadece keler katılmadı. Dahası o, ateşi (yanması için) üflüyordu. Bu sebeple Aleyhissalatu vesselâm bunun öldürülmesini emir buyurdu.”

KURT VE TİLKİ6912 – Huzeyme İbnu Cez’ radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulu dedim, ben, kara hayvanlarının hükmünü sormak üzere size geldim. Tilki hakkında ne buyurursunuz?” Aleyhissalâtu vesselâm: “Tilkiyi kim yiyor?” buyurdu. Ben bu sefer: “Kurt hakkında ne buyurursunuz?” dedim. “Kendisinde hayır bulunan bir kimse kurdu yer mi?” buyurdular.”

KERTENKELE 6913 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kertenkeleyi haram kılmadı. Lakin ondan tiksindi. O, bütün çobanların yiyeceğidir. Allah Teâla hazretleri ondan birçok kimseleri faydalandırır, yanımda olsaydı ben de yerdim.”

SU YÜZÜNDE DURAN ÖLÜ BALIĞIN HÜKMÜ 6914 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Denizin sahile attığı ve geri çekilmekle sahilde bıraktığı avı yiyiniz. Denizde ölüp de su yüzüne çıkan avı yemeyiniz.”

KARGANIN HÜKMÜ 6915 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma der ki: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın “fâsık” dediği kargayı kim yer? Vallahi o temiz hayvanlardan değildir.” 6916 – Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yılan fasıktır, akreb fasıktır, fare fasıktır, karga fasıktır.” Kâsım İbnu Muhammed İbni Ebi Bekr radıyallahu anh’a: “Karga yenilir mi ?” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ona “fasık” demesinden sonra onu kim yer?”
________________________________________________

Sezonunun tüm avcı camiasına hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bulunduğum bölge itibarı ile her av sezonunun açılışında buruk bir sevinç tüm benliğimi sarar. Tutkulu bir avcı olarak bu mutluluğu tam anlamıyla yaşayamam. Yine av bitimlerinde de erken kapanan sezon nedeni ile hayıflanır üzülürüm. Bu yaman çelişkiyi yıllardır yaşan şahsımla birlikte, Sizlerinde aynı düşünceleri paylaştığını biliyorum. Konu av sezonu açılış ve kapanış tarihlerindeki yanlışlıktan kaynaklanıyor. Yıllardır avcılığı kısıtlamanın doğaya katkı sağladığını düşünen yetersiz fikirlerin bilimsellikten uzak yaklaşımları, malesef bu konuda da yanlış bir uygulamalar içerisinde olabiliyorlar. Çok önemli saydığım bu konuyu müsaadelerinizle biraz açmak isterim;

Her şeyden önce şunu somut olarak vurgulamak durumundayım; ‘Avın sahibi gerçek avcılar, tüm kişi ve kurumlardan çok daha fazla doğayı, çevreyi ve içinde bulunan yaban yaşamını seven ve korumaya çalışanlardır.’ Bunu defalarca yaşayan ve bilen bir avcı olarak yüzlerce avcı ile sohbetlerimde gündeme gelen sezon tarihleri ile ilgili tespitlerimi ve endişelerimi arz etmeye çalışacağım;

1. Av sezonu açılış tarihleri Yanlıştır:

Bu yanlışlık maalesef yıllardır da süregelmektedir.Çünkü;

Bilindiği gibi av sezonu açılışı ile avlanan ilk av hayvanları üveyik ve bıldırcındır. Özellikle bıldırcın avı henüz havaların çok sıcak ve kurak olması sonucu av köpeklerinin avda yeterince kullanılamaması nedeniyle tercih edilmemektedir. Şüphesiz ki av açılışı ile birlikte üveyik avının bol atış imkanı sunması ve zaman zaman vurmada çekilen güçlükler üveyik avını daha da cazip kılmaktadır. Bıldırcın avları ise erken dönemlerde sabah ve akşam üzeri vakitlerde çok sınırlı zamanlarda yapılabilmekte ve köpekler içinde çeşitli riskler oluşturabilmektedir. Bununla birlikte, her iki av türü de av başlangıcında ava olan özlem, dostlarla birlikte hoşça vakit geçirilmesine vesile olması, bol atış imkanı sunması, köpekler için uygun saatlerde antreman vermesi ve av etlerinin lezzetleri ile vazgeçilmez olmaktadır. Ancak her iki av hayvanının da av açılış tarihleri yanlıştır.

– Üveyikler henüz yavru iken, bazen anaçlar yuvada iken avı açılmaktadır. Bu anlamda avın erken açılması bilinçsiz avcılığı teşvik etmektedir. Av sezonu açılışı ile yanıp tutuşan avcıyı yanlışa sevk etmektedir. Zira bu konumdaki üveyi avlamak doğru değildir.

– Yavru olan ama uçabilen üveyikler henüz gelişimlerini tamamlayamamaktadırlar. Küçük, cılız, yağsız ve son derece lezzetsizdirler. Gelişmiş bireyler ile yavruları ayırt etmek ise bu dönemde maalesef çok zordur. Avın açılışı ile birlikte henüz doğal yaşamın zorluklarına alışamamış yavru üveyikler özellikle daha kolay av olmaktadır. Zavallı konumundaki bu üveyi bu erken tarihlerde avlamak ise etik değildir.

Tablo-1: Avlanma bölgelerine ve av hayvanı gruplarına göre avlanma süreleri, avlanmanın başlangıç ve bitiş tarihleri

KUŞLAR İÇİN AVLANMA SÜRELERİ

AVLANMA BÖLGESİ
I. grup kuşlar

Bıldırcın ve üveyik avı

II. grup kuşlar

Kum kekliği,

kınalı keklik ve kaya kekliği avı

Başlangıcı
Bitişi
Başlangıcı
Bitişi

Ege
15.08.2009
24.01.2010
03.10.2009
24.01.2010

Akdeniz
15.08.2009
24.01.2010
10.10.2009
10.01.2010

Marmara
15.08.2009
24.01.2010
10.10.2009
24.01.2010

İç Anadolu
15.08.2009
10.01.2010
10.10.2009
10.01.2010

Doğu Anadolu
15.08.2009
24.01.2010
10.10.2009
24.01.2010

D.Karadeniz
15.08.2009
24.01.2010
10.10.2009
24.01.2010

B. Karadeniz
15.08.2009
10.01.2010
10.10.2009
24.01.2010

G. D. Anadolu
15.08.2009
24.01.2010
10.10.2009
24.01.2010

MEMELİLER İÇİN AVLANMA SÜRELERİ

AVLANMA BÖLGESİ
I. grup memeliler

Yaban tavşanı, adatavşanı, tilki, kaya sansarı, ağaç sansarı avı

Başlangıcı
Bitişi

Ege
03.10.2009
24.01.2010

Akdeniz
10.10.2009
10.01. 2010

Marmara
10.10.2009
24.01. 2010

İç Anadolu
10.10.2009
10.01. 2010

D.Anadolu
10.10.2009
24.01. 2010

D.Karadeniz
10.10.2009
24.01.2010

B. Karadeniz
10.10.2009
24.01.2010

G. D. Anadolu
10.10.2009
24.01.2010
Yukarıdaki 2009/2010 MAK kararlarına ait tabloda tüm bölgelerde av başlangıç tarihleri üveyik ve bıldırcın için aynı olarak belirlenmiştir. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’de iklimler kuzey güney farkı, doğu batı farkı dikkate alındığında farklı zamanlarda yaşanmaktadır. Buda yaban yaşamında ki av hayvanlarının farklı zamanlarda çiftleşmesi, üremesi ve beslenmesi yada gelişmesi anlamındadır. Yani, Akdeniz’de yeterince gelişen üveyik, Marmara’da ancak 10-15 gün sonra aynı seviyeye gelebilmektedir.

Bu tespiti yaparak tekrar avın erken açılmasındaki yanlışlığın gerekçelerini bıldırcın avı için sıralamaya devam edelim;

– Bıldırcın avı başlangıcı için ağustos ayının ilk yarısı henüz erken bir dönemdir. Yöresel olarak değişmekle birlikte, havaların sıcak ve kurak olduğu bu dönemde bıldırcın avı çokta tercih edilmeyebilmektedir.

– Av köpeklerinin tozlu ve kurak avlaklarda avlandırılması burun mukozalarına zarar verebilmekte ve bazı riskleri beraberinde getirebilmektedir.

– Bıldırcın avı için erken dönemde ancak yerli bıldırcınlar avlanmaktadır. Farklı bir çok sebeplerle son derece nesli azalan bu kuşlar için avın erken başlaması son derece yanlıştır. Bıldırcın avının bu anlamda erken açılması, var olan yerli bıldırcınlarımızın yok olmasını sağlayan bir başka sebeptir.

– Dış ülkelerden ülkemize farklı güzergahları takip ederek gelen göç bıldırcını ise, ancak eylül ayında ilk geçitlere başlamaktadır. Bu döneme kadar açık olan bıldırcın avı ile Türkiye’de bulunan bıldırcınlarımızın önemli bir bölümü avlanabilmektedir. Erken dönemde başlayan avcılıkla yerli bıldırcın popülasyonu olumsuz etkilenmektedir. Kaldı ki bu bıldırcınlar son derece küçük, zayıf ve yağsızdır. Bu anlamda da vurulması tercih edilmeyebilmektedir.

– Bıldırcın avında yasak yöntemlerin kullanılması o bölgede bulunan tüm yerli bıldırcınları toplayarak katledilmesini sağlayabilir. Bu doğrultuda dış göç geçidinden önce bıldırcın avının başlaması yerli bıldırcının yok olmasına katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak; Üveyik ve bıldırcın avları Ağustos ayı sonu veya Eylül ayı başı gibi zamanlarda açılmalıdır. Buradaki 10 günlük bir zaman zarfı dahi kuşun gelişimini tamamlayabilmesi için çok önemlidir ve yeterli bir zaman olabilir. Gelecek av dönemlerinde bu hususlara dikkat etmek avcı vicdanını rahatlatarak üveyik ve bıldırcın popülasyonunun gelişimine de önemli katkılar sağlayabilecektir

2.Av Sezonu kapanış tarihleri bazı türler için yanlıştır:

Bölgeler arası iklim farklılıkları av hayvanların çiftleşmesinde ve gelişmesinde biyolojik farklılıkların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bu bazen aynı bölgedeki ova ile dağ arasındaki yükselti farkından dahi kaynaklanabilmektedir. Bu anlamda av sezonu bitiş tarihleri bu hassasiyetler dikkate alınarak tekrar yorumlanmalıdır.

– Aşağıdaki tablodaki III. Gurup kuşların bazıları özellikle şubat sunu ve mart aylarında göçmen olarak ülkemize/bölgemize gelmektedir. Yani bu av hayvanlarını bir başka dönemde göremiyor yada avlayamamaktayız. Bu dönemlerde avın kapalı olması, Kılkuyruk Ördeğin yada Mart Ördeğinin avına gidememeniz anlamına gelir. Vergi ve avlanma pulunu ödeyen, yasal yükümlülüklerini yerine getiren bir avcı için bu av kuşlarını avlamak bir hak olarak değerlendirilmelidir.

– Av sezonunun bazı türler için erken kapanması, hava koşulları ve mevcut göçün durumu değerlendirildiğinde av camiasında kabul görmeyebilmektedir. Bu durum avcıları yasak zamanlarda avlanmaya iten sebeplerden olabilmektedir.

Tablo-1 (devamı): Avlanma bölgelerine ve av hayvanı gruplarına göre avlanma süreleri, avlanmanın başlangıç ve bitiş tarihleri

KUŞLAR İÇİN AVLANMA SÜRELERİ

AVLANMA BÖLGESİ
III. grup kuşlar

Kaya güvercini, tahtalı, sakarmeke, sakarca kazı, yaban ördekleri (yeşilbaş, bozördek, fiyu, kirik- çamurcun, macar ördeği, tepeli patka, kılkuyruk ördek, karabaş patka, elmabaş patka, kara ördek, çıkrıkçın, altıngöz), karatavuk, çulluk ve su çulluğu (bekasin) avı
IV. grup kuşlar

Alakarga, küçük karga, ekinkargası, kara leşkargası, leşkargası, saksağan

Başlangıcı
Bitişi
Başlangıcı
Bitişi

Ege
03.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

Akdeniz
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

Marmara
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

İç Anadolu
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

D. Anadolu
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

D.Karadeniz
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

B.Karadeniz
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

G.D. Anadolu
10.10.2009
21.02.2010
15.08.2009
21.02.2010

MEMELİLER İÇİN AVLANMA SÜRELERİ

AVLANMA BÖLGESİ
II. grup Memeliler

Yaban domuzu ve çakal avı

Başlangıcı
Bitişi

Ege
15.08.2009-başlangıç
21.02.2010 – bitiş

Akdeniz
15.08.2009
21.02.2010

Marmara
15.08.2009 – başlangıç
21.02.2010 – bitiş

İç Anadolu
15.08.2009
21.02.2010

D.Anadolu
15.08.2009
21.02.2010

D.Karadeniz
15.08.2009
21.02.2010

B. Karadeniz
15.08.2009 -başlangıç
21.02.2010 – bitiş

G.D. Anadolu
15.08.2009
21.02.2010

Yukarıda ifade etmeye çalıştığım tespitler av ve doğa bilgisine neredeyse bir bilim adamı düzeyinde sahip bir çok avcının görüşleri ile örtüşmektedir. Bu anlamda birçok yanlış, önyargılı tutum ve düşüncenin tersine Avcı, avı korumaya çalışandır. Sezon kapanışı ile açılışı arasındaki özlem sürecine rağmen Avcı, bazı türler için avın erken açıldığını ve bunu çok önemsediğini, bu anlamda av sezonu günlerinden taviz vermeye hazır olduğunu beyan ederek popülasyonun artmasını istemektedir. Gelişimini tamamlayamayan kuşları vurmak istemeyerek devletin buna önayak olmasını yanlış bulmaktadır. Bununla birlikte bazı göçmen su kuşlarının Ülkemize geldiği dönemlerde de avının serbest olmasını istemektedir.

Nice sağlıklı, kazasız, bol avlı, mutlu av sezonu dileklerimle saygılar sunarım
_____________________________________________________

AVCILIK

Ördek Avı

Ördek avını meskûn mahallerden uzak her türlü göl, gölet, deniz, su kanalları, su birikintileri, sazlık alanlarda yapmak mümkündür. Ağır kış şartlarında ördek meskûn mahallere daha çok yaklaşabilir. Önemli olan önce ördek avını nerede rahatça yapabileceğinizi tespit etmektir. Özellikle, sabah ve akşam avları için ördeklerin göl-kara-göl güzergâhında yakın geçtikleri noktaları bulmak ve oralarda beklemek, gündüzleri ise, sazlıklar arasında bot veya kasık çizmesi ile dolaşarak parlama avı yani ördeğe sessizce yaklaşıp daha sonra havalandığında ateş etmek, veya mühre denilen plastik ördeklerden gölün içinde açık alanlara belli bir düzen dahilinde dizerek yukarıdan geçen ördeklerin ilgisini çekmek suretiyle yapılır.

Mühre avında gizlenmek için etraftaki sazlıklar veya kamuflaj ağlar kullanılır. Ayrıca ördek düdüğü kullanmak daha fazla çekicilik sağlar.

Ördek avı için tavsiye edilecek tüfek çeşitleri yarı otomatik veya süperpoze olup 71 veya 76 cm. namlulu olması gerekir. Ancak parlama avı için daha kısa namlulu açık şoklu tüfek kullanılabilir. 12 kalibre yarı otomatik tüfek kullanacaksanız ful şok takmanız gerekir. Süperpozeyi tercih etseniz de yine şoklar full-full / full-mod. olmalıdır.
12 kalibre için de tavsiye edilen fişek ise, parlama avında 32-36 gr. 5-7 no. fişek mühre avında 32-36 gr. 6-7 no. fişek, geçit avlarında 3-5 no. fişektir. Fişeğin gramajını artırmak saçma adedini artırarak bir avantaj olarak görünüyorsa da fişeği hantallaştırmaktadır. Yani fişeğin sürati azalmaktadır. Bence düşük saçma gramajlı ancak barut hakkı fazla olan fişek yüksek geçen ördekte daha iyi netice verir. Hatta Kettner firmasının özel ördek fişekleri 24 gr.dır. Ördeğin, bıldırcın ve çulluk gibi kuşlara nazaran çok hızlı bir hayvan olduğu, vücudunun yağ ve kalın tüy tabakasıyla kaplı olması ördeğe diğer kuşlara nazaran daha dayanıklılık sağlamaktadır. Düşük süratli saçma ördeğe tam olarak işlememektedir.

Ördek avı, kış aylarında olması nedeniyle kalın ve özel giyim gerektirir. Öncelikle içimize yün fanila ve uzun kilot giymelisiniz. Havanın durumuna göre muhtelif kazak ve gömleklerin üstüne av yeleğinizi ve en üste tercihan kamuflaj veya saz rengi parka, altınıza normal pantalon veya su geçirmez özel pantalon giymelisiniz. Çizmeniz yüksek konçlu ve kaliteli kauçuktan olmalı, eğer yürüyüş avı değil de bekleme avı yapıyorsanız veya sandal içindeyseniz, çizmeleriniz en aşağı bir hatta iki numara büyük olmalı ki fazlaca yün çorap giyilebilsin ve arada hava boşluğu kalsın. Ancak günümüzde ayağı sıcak tutmak için bir çok değişik, özel malzemelerden imal edilmiş çoraplar, içlikler ve -40?C’ye kadar dayanıklı botlar mevcuttur. Tabii tüm bu tür malzemeler size ekstra maddi külfet getirecektir.

Ördek avı ve kaz avı en çok teçhizat gerektiren avlardır. Tüm giyiminize ilave olarak av çantanızda mutlaka yedek çorap, pantolan ve eldiven bulundurunuz. Herhangi bir suya düşme veya ıslanma hallerinde hayatımız bu yedek malzemeye bağlıdır. Hiç kimse arkadaşının yedek malzemesine bel bağlamamalıdır. Av bıçağınızın dışında el feneri, düdük, pusula, 5-6 metre sağlam bir ip, küçük bir şişe içinde ispirto, kuş askısı, ördek düdüğü, çakmak ve kış avlarında her zaman küçük bir baltayı av çantanızda bulundurmanızda fayda vardır. Burada önemli olan nokta beklenmedik bir soğuk hava veya ıslanma durumunda ateş yakmayı sağlamaktır. Ördek avlarında yine yanımızda birden fazla yün bere ve şapka bulundurunuz. Hatta çok soğuk havalar için sadece gözleri açıkta bırakan yün berelerden taşıyınız. Çok kalın deri eldivenler yerine 2-3 adet ince yün eldiven taşırsanız, daha rahat atış yapar ıslandıkça kuru eldiven kullanırsınız.
Ördek, sürati 100 km’yi geçebilen bir kuştur.

Parlama ve mühre avlarında ördeğin tam üstüne atış yapmanız yeterlidir. Geçit yapan bir ördeğe atış yapacaksanız, size olan uzaklığı gözönüne alarak makul bir önleme vermeniz şarttır. Diğer bir nokta da atış sırasında heyecan yapmadan ördeğin iyice yaklaşmasını beklemek ki bu da ördeğin cinsini seçecek veya renklerini görecek kadar yaklaşmasıdır. Siyah olarak gördüğünüz her kuş en aşağı sizden 60-70 metre uzaktadır. Ördek size yaklaşana kadar kesinlikle hareket etmeyin ve gözlerinizi ördeğe dikerek seyretmeyin. Çünkü gözleriniz ördek tarafından yansıtıcı ayna gibi görülecektir.
Hiçbir zaman buz tutmuş göl üzerinde yürümeye kalkışmayın. Çok soğuk kış şartlarında ördek kendini buz tutmamış neresini bulursa, oraya atar. Bu durumlarda ördeğin gidebileceği çok fazla adres olmadığı için bulması ve vurması kolaydır.

Keklik Avı

Ülkemizde yaygın olarak bulunan kınalı keklik avı, yerden havalanan av kuşları içinde avı hemen hemen en zevkli olanıdır. Kalkışı sırasında kısa kanatlarını çok sert vurarak havalanması, çok uzaklardan kalkışı ve süzülerek uçması gece avcıların rüyalarını süsler. Hatta kalkış sesini hatırlayarak uykudan sıçrayarak uyanan avcı sayısı pek çoktur.
Keklik yerli av kuşudur. Kayalık ve sarp arazileri kendisine mekân tutar. Mevsimlere göre arazinin değişik yönlerinde bulunabilir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da kışın sert geçtiği yerlerde 80-100 km. mesafeli göçler yapabilir. Dolayısıyla ile keklik avcılığında birinci prensip, öncelikle o yörede hayvanın bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Var ise, şimdi dikkat etmemiz gereken iki önemli faktör vardır.

1- Mevsim
2- Yayılacağı arazinin bitki örtüsü ve su imkânıdır.

Mevsim faktörünü gözönüne alırsak hayvan, soğuk günlerde arazinin Güney kısımlarında, sıcak günlerde su başlarında ve yüksek kayalık alanlarda bulunur. Bu mantık çerçevesinde ekim ayında arazinin her yönünde anızlarda yayılan keklik, aralık ayında arazinin güneyinde ve tohumun yeni atıldığı (herg) tarlalarda bulunabilir. Dolayısıyla avcılar arasında yaygın bir deyiş olan “Hayvan gibi düşünemeyen hayvan avlayamaz.” sözünü hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Hayvan hava şartları sıcaksa serine, aşırı soğuksa sıcak bölgelere sığınmaktadır. Sonbaharda su ihtiyacı kış aylarına göre daha çok olacağı için su başlarını tercih etmesi iç güdülerinin tabii sonucudur. Keklik günde en az iki kere yaylıma çıkar. İlki günün ilk ışıklarıyla başlar, diğeri gün batımı öncesidir. Bunlardan çıkaracağımız sonuç günün hangi saatinde hayvanın nerede olabileceğini bilmektir.
Yurdumuzda keklik avı köpekli veya köpeksiz yapılabilir.
Keklik geceyi hemen hemen arazinin en yüksek noktasında geçirir. Havanın soğuk ve rüzgârlı veya yağışlı olması halinde dere yataklarını veya yoğun kayalıkları tercih eder. Dolayısıyla av sırasında tabiat şartları titizlikle gözlenmeli ve yukarıaki bilgiler çerçevesinde avlanılmalıdır.
15 veya 20 adet civarındaki sayılar içinde sürüler halinde yaşayan keklik alaylarına “Bozulmamış alay” tabir edilir. Av sahasına giren avcının ilk işi kalkan keklik alayının sayısını öğrenmek olmalıdır. Vuruş yapsa da avını yerden almadan önce kekliklerin gittiği istikameti ve sayılarını belleğine kazımalıdır. Avına, keklik sürüsünün gidiş istikametinde devam eden avcı, ilk seferde 15 keklik kalktığını ve bunlardan birini avladığı bildiği için önün de minimum 14 keklik olduğunu da bu suretle bilecektir.
Örneğin; 10-15 dakikalık bir kovalamacadan sonra atış menzilinin dışından 9 keklik kalksa yine o civarda 5 adet “pıskın” keklik olduğunu ancak bu suretle hesaplayabilecek ve bu yöntem sayesinde her an bir keklik kalkacağını hesap ederek atışa hazırlıklı olabilecektir.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da vurduğu kekliğin düştüğü yeri belleğine o anda kazımasıdır. Her hangi bir yanlışlığa mahal vermemek için atış yaptığı noktadan hareket etmeden önce o noktaya şapkasını bırakması avcı için bir avantajdır. Vurduğu kekliği bulamadığı takdirde ilk atış noktasına dönmek suretiyle atış anını tekrar doğru olarak hatırlama imkânına kavuşmuş olur. Kekliğin tahminen düştüğü noktadaki tüy kalıntıları bizim için önemli bir izdir. Yaralı keklik büyük bir çoğunlukla arazinin yapısına göre aşağılara doğru kayar ve önüne ilk çıkan sık bir çalılığa veya kaya dibine girer.
Kınalı keklik, avcının önündan ilk kalktığı zaman çoğunlukla arazinin inişine doğru uçsa da bir süre sonra yine yürüyerek tekrar bulunduğu arazinin tepe noktalarına çıkacaktır. Bu onun tabii davranışıdır. Buna “keklik tarıyor” şeklinde tabir edilir.
15-20 adetlik bir keklik alayı avlanmak suretiyle dağıtılsa bile aradan geçen yarım saatlik bir sessizlik sonunda dağılan hayvanların öterek birbirini çağırmak suretiyle tekrar bir araya geldiği görülür. Dolayısıyla keklikleri kaybeden bir avcı bir müddet sessizliğini korursa toplanmak için öten kekliklerin seslerinden onların nerede olduğunu yeniden kolayca bulabilir.

TÜFEK SEÇİMİ
Keklik avı için önerilen ideal tüfek 12 kalibredir. Bu çifte, süperpoze veya yarım otomatik bir silah olabilir. Tercih edilen namlu uzunluğu 68-71 cm.’dir. Çok şoklu bir silah kullanıldığı zaman avın açıldığı ilk ayda (Ekim) 1/2 şoku tercih etmemiz gerekirken Aralık ayında tam şoklu bir silah, keklik avının amacına daha uygundur. Bundan amaç avın açıldığı ilk zamanlarda hayvanın yakından kalkacağı, daha sonraları ise yılgın ve güçlü olacağı varsayımından yola çıkarak yapılan bir tercihtir. Bu tercih avcının zaman içinde edindiği tecrübeler doğrultusunda değişkenlik gösterebilir. Bu konuda tek bir doğru yoktur.
FİŞEK
Keklik için tercih edilen fişek numarası 7’dir. Yakın mesafelerdeki atışlarda 10 numara saçma aynı işlevi görecektir. Saçma numarası küçüldükçe dezavantajın yaşanacağı bilinmelidir. 32-36 gr. dolular bu av için yeterlidir.
KIYAFET
Kınalı keklik avında iyi bir yürüyüş botu işin en önemli parçasıdır. Bu avda avcı yürüyebildiği kadar şanslıdır. Bu ava denenmemiş bir ayakkabı ile asla başlanmamalıdır. Fişekliğin tercihen belde taşınması önerilir. Vücudun üst kısmını kapsayan bölgelerde silah kullanma sırasında takılmalara sebebiyet verecek giysilerden kaçınılması gerekmektedir. Yürüyüş temposunun hızlı olacağı gerçeğinden yola çıkarak terlemelere karşı pamuklu giysiler tercih edilmelidir. Soğuk havalarda vücudun üst kısmı için yünlüler uygundur. İnce bir yağmurluğun bel çantasında taşınmasında fayda vardır. Kullanılan şapkanın kulaklıkları av boyunca kapatılmamalıdır.

Bıldırcın Avı

Bıldırcın avı avcılığın alfabesindeki “A” harfidir. Sezon bıldırcın avıyla açılır. Acemilerin genelde ilk gittikleri av bıldırcın avıdır.

Diğer avlara nazaran en kolay avdır. Fazlaca kuş bulma ve avlama olasılığı yüksek olduğu için de zevklidir. Ayrıca çok az ve basit giyim ve teçhizat gereklidir. Av merası; anız tabir edilen tarlalar, kısa otluk, gündöndü veya diğer sebze türü bitkilerin mevcut olduğu tarla ve bahçeler olduğu için de yürüyüş zor değildir. Bıldırcın da genelde düz uçuşlu bir kuş olduğu için usta avcılar nadiren karavana atarlar.

Ancak, bütün bunlara rağmen bıldırcın avının da kendine göre bazı incelikleri vardır.

TÜFEK: Bıldırcın avının tüfeği 20 kalibredir ve özellikle yeni başlayanlara, önce 20 kalibre ile başlamalarını tavsiye edilir. 20 kalibre tüfek hafiftir, taşıma kolaylığı sağlar, tepmesi azdır, saçma adedi de az olduğu için daha dikkatli nişan almanızı gerektirir. Böylece atıcılığınız daha keskinleşir. Diğer çulluk, keklik ve ördek gibi iyi atıcılık gereken avlar için avantaj sağlanmış olursunuz. Ayrıca bıldırcın gibi zayıf bir av hayvanına bir şans vererek centilmenlik de yapmış olursunuz. Bıldırcın avında kullanmanızın önerildiği 20 kalibre tüfeğinizin namlu boyu 60-65 cm. şoklarda 4/4 (silindir/silindir) veya 4/3 (silindir/modified) olursa daha iyi netice alırsınız. Şoklu tüfeklerle yakın mesafeden yapacağınız atışlarda hem vuruş şansınız azalır hem de vurduğunuz takdirde hayvanı yenilemeyecek kadar kötü bozarsınız. Birçok av köpeği de bu halde bozulmuş bıldırcını yemektedir.

FİŞEK: Kullanacağınız fişek standart 25 gr. 9-10-11 numara olmalıdır. İri saçma yine hayvanı bozacağı için ve uzak mesafeli atışlarda bıldırcının saçma patterninin arasında kalıp vurulmama ihtimali olacağı için tavsiye edilmez. 12 numara gibi çok ince saçma da uzak mesafeli atışlarda netice vermez. Namlu boyu, şok ve fişek konusundaki tavsiyelerimiz 12 kalibre tüfekler için de geçerlidir.

KIYAFET: Bıldırcın yurdumuzda ağustos ayı ortası ile ekim ayı ortası arasında yapıldığı için giyim pek problem teşkil etmez. Bir gömlek, yelek ve fazla kalın olmayan ama sağlam bir pantolon ile tercihen yüksek konçlu rahat bir spor ayakkabı bu iş için yeterlidir. Giyim konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar; kamuflaj tipi elbise kesinlikle kullanmamak, özellikle gündöndü içine kamuflaj elbiseyle girilirse, en usta avcı dahi size doğru uçmakta olan bir bıldırcınla karışık sizi de vuracaktır. En sık av kazaları, özellikle meralarda kalabalık olması nedeniyle bıldırcın avlarında meydana gelmektedir. Giysilerinizde tercihan oranj veya kırmızı renkler olmasına veya en kötü ihtimalle şapkanızın canlı renkli olmasına dikkat edin. Ayakkabı olarak; hava alan cinsten spor ayakkabılar tercih edin, kışlık bot veya çizmenin ayağınızı terleteceği ve şişmesine neden olacağı dolayısıyla ayağınızı vuracağı kesindir. Sonuçta avınız daha kısa sürecektir. Av yeleğinizde yeterli miktarda iç, dış ve arka cep bulunmalıdır. Özellikle ön iki cep büyükçe ve körüklü olmalıdır. Av yeleği ile fotoğrafçıların 15-20 cepli yeleklerini karıştırmayın, yoksa acilen ihtiyacınız olan bir gereci, hangi cepte olduğunu bulamamanızdan dolayı avı kaçırabilir veya ciddi bir tehlike de yaşayabilirsiniz. Hatta aynı gereci aynı cebe koyma alışkanlığını edinin. Para, kredi kartı, ehliyet ve av tezkeresi gibi kıymetli eşyaları fermuarlı iç ceplerde taşıyın.

Bıldırcın avın pek fazla aksesuarı gerektirmez. Bununla beraber her avda olduğu gibi mutlaka bir çakı veya küçük bir av bıçağı, kuş askılığı, düdük, sivrisinekleri uzaklaştırıcı ilaç, matara, çakmak, güneş gözlüğü yeterlidir. Kesici kısmı 9-11 cm. arasında katlanabilir ama mutlaka kilitli çakı veya kılıflı bıçaklar taşınmak için idealdir. Güneş gözlüğü kullanmaya ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız da sağlam bir gözlük, sizi belki gözünüze gelebilecek bir saçmadan korur.

Sürekli, avından iyi netice aldığınız meralara gitmeyi âdet haline getirmeye çalışın, zaman zaman yeni mera keşfetmek de akıllıca bir iştir. Ancak tanıdığınız merada kuşları devamlı belirli noktalarda bulacağınızı farkedeceksiniz ve bu da her zaman sizin yeni avcılara göre avantajınız olacaktır. Ayrıca gerektiği zaman kendinize ve köpeğinize nerede su bulabileceğinizi de bilirsiniz. Anız kenarları, çok rüzgârlı havalarda rüzgâr olmayan tepe arkaları, sıcak saatlerde yoncalık veya pancar gibi dibi daima ıslak olan yeşil yapraklı bitkilerin olduğu yerler bıldırcını daha çok bulabileceğiniz yerlerdir. Akşam üzeri hava serinlemeye başladığı zaman ise bıldırcın böyle yeşillik yerlerden kuru anızlara doğru geçmeye başlar. Eğer bu iki tür tarla arasındaki çizide dolaşırsanız av şansınızı artırmış olursunuz.

Merada diğer av arkadaşlarınızla düz bir hat teşkil edecek şekilde ve birbirinizden yaklaşık 8-10 metre mesafeyle orta hızda yürüyünüz. Bu mesafe meraya göre, anızın sıklığına göre değişebilir. Hızlı yürüyerek çok yer dolaşmak teorisi yanlıştır, çünkü hayvan yanından ritmik tarzda ve hızlı yürüyen avcının kendisini görmediğini sanmakta ve kalkmamaktadır. Bu nedenle zaman zaman durmakta, ritmik yürüyüşü bozacak hareketler yapmakta fayda vardır. Avcıların çoğu bu teoriyi bilmediklerinden “Tam sigara yakıyordum ki kuş kalktı” veya buna benzer işler yaparken kuş kalktığını söylerler.

Arkadaşlarınıza doğru yönelen bir kuşa ne kadar usta atıcı olsanız da ateş etmeyiniz. Uzak mesafelerde etek saçmaları tahmin edemeyeceğiniz kadar sapma yapmaktadır.

Av yapılan meralar sahipli yerlerdir. Buraların içinden geçerken, özellikle halihazırda bitki mevcut olan tarlalarda bitkilere ve sebzelere hasar vermeyiniz. İzinsiz meyve ve sebze toplamayınız.

Çulluk Avı

Havaların soğumaya başlamasıyla çulluk, Kuzey Avrupa ülkelerinden, Rusya’dan ve Balkanlar’dan yurdumuza doğru göçe başlar. Çulluğun ilk görüldüğü günler ekim ortalarına rastlar, ama asıl kuş, ekim sonu ile kasım ayı içinde önce Trakya ve Karadeniz’in kıyılarına yakın yerlerde kendini gösterir.
Çulluk daha sonraları Güney bölgelere doğru inmeye başlar. Eğer çulluğun ilk geldiği dönemler kuzey sahilleri yağışlı ve sert olmazsa kuşlar uzun zaman bölgede kalabilir. Aksi takdirde çok çabuk Güneye göç ederler. Bunun da nedeni çulluğun solucan ve böcekleri nemli toprakta aramasıdır. İç Anadolu’da çulluk pek fazla rağbet edilen ve bilinen bir av olmamakla beraber, kışın çok soğuklarda nehirlerin dar vadilerden geçtiği alanlarda nehir kenarlarında bol miktarda çulluğa rastlamak mümkündür. Hatta köpek dahi kullanmadan zevkli bir çulluk avı yapabilirsiniz.

TÜFEK
Çulluk avında tavsiye edilecek tüfek, 12 kalibre olarak 60-65 cm. namlulu 4/4 (silindir/silindir) veya 4/3 (silindir/modified) şokludur.

FİŞEK
Fişek olarak her iki kalibre için de 8-9 numara, saçma ağırlığı olarak 20 kalibre için 25-28 gr. arası, 12 kalibre için 32-36 gr. arası tercih edilmelidir. Namludan çıkar çıkmaz dağılan fişekler tercih edilir. Ancak ikinci namluya daha uzun menzilli bir fişek koymakta fayda vardır.
KIYAFET
Çulluk avı genellikle sık meşelik ve ormanda yapıldığı için giyiminizde oranj veya dikkat çekici renkli elbiseler olmasına özen gösteriniz. Çulluk avında çulluktan gizlenmeniz gerekmediği için kesinlikle kamufle kıyafet kullanmayınız. Kendi ve arkadaşlarınızın emniyeti için sadece kuşu değil kuşun arkasını da görmeye çalışın. Çulluk avı sabah ve akşam bekleri haricinde yürüyüş avı olduğu için sıkı giyinmeye gerek yoktur. Ancak ayağınızda tercihen kaliteli bir lastik çizme, üstünüzde sırt cebi olan bir avcı yeleği, çünkü ormanda çullukları kuş askılığında taşıyamazsınız ve yanınızda her zaman taşınabilir bir yağmurluk

KÖPEK
Çulluk avını köpeksiz yapmak çok zordur. Eğer çulluk avına merak saracaksanız mutlaka çok iyi cins bir av köpeği sahibi olmanız gerekir. Öncelikle tavsiye edilebilecek ırklar Kurzhaar ve İngiliz Setteri’dir. Drahthaar çok sert olması ve pointer ise kışın çabuk üşümesi ayrıca sık çalı ve dikene girmeye diğerleri kadar gönüllü olmaması nedeniyle bu avlara diğerleri kadar uygun değildirler.

Kaz Avı

Kaz avı için iki ana yöntem vardır.

1- Güme avı
2- Çevirerek yaklaşma avı

GÜME AVI
Güme avının inceliği, gümeyi kazların geçiş yoluna en yakın yere yapmaktır. Bu da kazları günlerce önceden gözlemlemekle olur. Bu iş için ya en azından bir gün önce av merasına gidip tespit yapmak ve gümeyi kazarak hazırlamak, ya da bu işin ehli bir köylü veya o civarın avcısı ile işi koordine edip, av sabahı doğrudan hazır gümeye gitmektir. Kaz avında güme, kazın yaylım yaptığı tarlalarda çukur kazmak suretiyle olur. Göğüs hizasında kazılan çukur, daha sonra çevreye uyum sağlayan ot, saman, kamuflaj ağlar vasıtası ile örtülür. Kar, söz konusu olduğunda kamuflaj için yatak çarşafımızı da kullanmamız gerekebilir. Dikkat etmeniz gereken önemli noktalardan birkaçı ise; çukurdan çıkardığımız toprağı kesinlikle gümenin etrafında bırakmamak ve etrafa iyice dağıtmak. Eğer aracınızla gümenin yanına kadar gelmiş iseniz, ava başlamadan önce gümeye uzak bir yere park edin ve tekerlek izlerini yok edin. Sonuçta kaz avını kışın, soğuk ve ıslak bir ortamda yapma zorunluluğu olduğu için, gümenizin içini yanınızda getireceğiniz tahta parçaları ile kaplayın. Aksi takdirde bütün gün çamur kaplı daracık bir yerde beklemek pek keyifli olmayacaktır. Güme kazmak herkesin kolayca yapabileceği bir iş değildir. Bu nedenle av yapacağınız meraya birkaç gün önceden gidip o civarın köylülerine bu işi kolayca yaptırabilirsiniz. Zaten büyük bir ihtimalle onlar güme kazmaya alışıktır.

Kaz avında kıyafet çok önemlidir. Bütün gün hareketsiz kalacağınız için çok sağlam giyinmelisiniz. Özellikle el ve ayaklarınız çok üşüyecektir. Sadece lastik çizme sizi korumaz. Termal özellikli botları ve çorapları giymenizi tavsiye ederim. Ayrıca en dış kıyafetiniz çevre örtüye uygun kamuflaj veya aynı ton renklerde olmalıdır. Üzerinizde ve etrafınızda yansıma yapabilecek her türlü cam, krom veya parlak plastik malzemelerden kaçınmalısınız.

Kaz avında uzun mesafeli atışlar söz konusu olduğundan tüfeğinizin kalibresi 12, namlu boyu 71 veya 76 cm. olmalıdır. 12 kalibrede 71 ve 76 cm. namlu dışında özel olarak 81 cm. namlu yaptırabilirseniz, daha iyi sonuç alırsınız. 81 cm. üzerindeki namlunun yapılan testler sonucu önemi olmadığı ispatlanmıştır. Tüfeğinizin şokları tam şok ve yarım şok (ful şok/improved modified), kullanacağınız fişekler 34-40 gr. arası 3-4 numara olmalıdır. Eğer tüfeğiniz magnum fişek atmaya uygun ise 50 gr.’lık magnum fişekler kaz avında en iyi neticeyi verir.

Gümede kazı beklerken yine ördek avında olduğu gibi kesinlikle hareket etmeyin ve gözlerinizi dikerek avı seyretmeyin. Avın iyice yaklaşmasını bekledikten sonra aniden ayağa kalkarak atış ederseniz, avı şaşırtmış olursunuz ve böylece kazın sürati en aza inmiş. Kaz ağır cüssesine rağmen çok hızlı uçan bir kuştur. Kaz birkaç yüz metre üstümüzde uçarken, daha yakında örneğin 50-60 metre yüksekten uçan ördek size kazdan daha hızlı uçuyor gibi gelebilir.

ÇEVİREREK YAKLAŞMA AVI

Diğer bir av şekli ise arazide yemlenen kaz sürüsünü tespit edip, atış menziline kadar yaklaşıp ateş etmek şeklindedir. Burada önemli nokta rüzgârı karşınıza alarak yaklaşmak için alçak sürünmeyi kolaylaştıracak ve sizin geç farkedilmenizi sağlayacak arazi tarafını seçmenizdir. Duran kazlara atış etmek yerine henüz havalanırken atışa başlarsanız ve sürü içinde tek tek nişan alarak atış yaparsanız sonuç kesinlikle daha iyi olur. İsterse binlerce kaz olsun karambole atış yaptığınız takdirde hiçbir tane dahi vuramayabilirsiniz.
Yivli tüfekle kuş avlamanın yasak olduğunu kesinlikle aklınızdan çıkarmayın.

Çok kuru havalar haricinde kuş avına iki çekerli araçla gitmeyin. Aracınız arazi aracı dahi olmuş olsa mutlaka sağlam hatta çift çekme halatı, kürek, yedek benzin ve patinaj levhaları bulundurun. Ördek avı için belirtmiş olduğumuz teçhizat aynen kaz avı için de geçerlidir. Alkol ilk dakikalarda sizi ısıtsa da daha sonra daha çok üşümenize neden olacaktır. Çok soğuk havalarda uyuşup donmanıza dahi neden olabilir. Alkol yerine sıcak çay veya kahve sizi daha iyi ısıtır.

Güme avı için plastik veya karton mühre ve kaz düdüğü mutlaka gereklidir. Kaz düdüğünü bilen bir avcıdan kullanmasını öğrenmeniz gerekir, aksi halde kazları çağıracağınıza, uzaklaştırabilirsiniz. En etkilisi teyp olmakla beraber, teyp kullanmanın tüm avlarda tamamen yasak olduğunu unutmayın.

Tavşan Avı

Tavşana genellikle keklik meralarında rastlar, ya köpeğimizin fermasında veya köpeğimiz yoksa attığımız taşla, çalıdan fırlatır avlarız. Özellikle tavşan avının da çeşitleri vardır. Belli başlı tavşan avı çeşitlerini de şöyle sıralayabiliriz:

1. Ferma köpeğiyle arama avı
2. Kopoyla tavşan avı
3. Tazıyla tavşan avı
4. Bek avı veya önezi avı
5. Tarama avı
6. İz avı

Ferma köpeklerle yapılan zevkli bir avdır. Yukarda belirtildiği gibi genellikle keklik ve çil avı ile birlikte yapılır. Ancak sadece tavşan aranacaksa, hava şartları, bilhassa gecenin nasıl geçtiği, rüzgâr durumu gözönünde tutulur. Hava poyraz ve rüzgârlı ise, Güney yamaçlardaki dereciklerde, tabandan ziyade sırta yakın yerlerdeki fundalıklar, kuytu taşlıklar aranır. Lodos havalarda tavşanı Kuzey bölgelerinde tabana yakın oyuntular ve yarıntılar kenarında aramak mümkündür. Sakin ve kuru ayazlı geçen gecelerde tavşan sırtlarda herhangi bir yerde yataklanır.
Tavşan, köpeğin fermasında genellikle fazla sabredemez. Hele avcının da köpeğe yaklaşması üzerine fırlar. Tavşan fırlar fırlamaz köpek de çok zaman arkasından atılacağı için hemen ateş etmek tehlikelidir. Köpeği de vurmak veya yaralamak ihtimali vardır. Tavşanın zikzaklarını yapıp bir istikamete yönelmesini beklemek, 15-20 metre uzaklaştıktan sonra, tabiatıyla arazi yapısı müsait ise, atış yapmak uygundur.
Köpek olmadığı zamanlarda, çalılar taşlanır, ses çıkartılarak tavşanı ürküterek kaçması sağlanır. Arama avında yavaş hareket etmek, zaman zaman duraklamak faydalıdır. Tavşan, hizasına gelen avcıyı genellikle bir miktar geçirdikten sonra ters istikamete kaçmayı dener. Böyle hallerde tüfeği aniden omuzlayıp ateş etmede ufak bir dikkatsizlik, sağında veya solundaki arkadaşa saçma değdirmeye sebep olur. Bu sebeple çalı, dikenlik gibi, dibinde tavşan yatabileceği tahmin edilen yerlere, fırlayan tavşan ileri kaçacak şekilde yanaşmalıdır.

Kopoylar özellikle tavşan avı için yetiştirilen av köpekleridir. Polonya ve Balkan menşeli olan bu köpekler, yurdumuza tahminen 90-100 yıl önce getirilmişlerdir. Bu köpekler yerde iz sürerek, yani toprakta izle kalan avın kokusunu takip ederek, avı yatağında bulan kaldırıp kovalayan ve avcının önüne süren köpeklerdir. Yaban domuzu, geyik, karaca hatta çakal, tilki avlarında da kullanılırlar. Tavşana alıştırılan köpekler tavşanın izini bulur. Bu izi takiple yatağından tavşanı kaldırır ve kovar. Kopoyla tavşan avı da oldukça zevklidir. Sabahın erken saatinde köpekler meraya salınır. Bir tavşan izini bulan köpek kesik kesik fasılalı havlamaya başlar. Buna köpek “oynak izinde” denir. Havlamalar zaman zaman kesilir, zaman zaman duyulur. Köpek, izi doğrultusunda yatak izine doğru gider. Yatak izinde kopay daha sık ses verir ve tavşanı yatağından fırlatınca değişik bir tonda, adeta bir yerine taş yemişcesine bağırmaya başlar. Bunun için “tavşan vaveylayı kopardı” tabiri kullanılır. Tavşan peşinde aynı tonda ve aynı fasılalarla havlayarak takip eder. Tavşan da peşinden gelen kopaydan kurtulmak için yana ileriye uzun sıçrayışlar yapar. Hatta bazen köpeği geçirerek ters istikamete dönebilir. Böyle hallerde, köpeğin sesi bir ara kesilir, oynak izinde gibi kesik kesik aralıklı havlar. Bu arada izi kaybettiği yerde daireler çizer veya eski izi bularak iz tazeler. Tavşanın izini tekrar bulunca yine takibe koyulur ve aralıksız havlamaları devam eder. Kopoyla tavşan avında çok zaman, köpekleri bir yardımcı zincirleriyle götürür ve vadilerde yamaçların dibinde bırakırlar, avcılar ise sırtı takip ederler. Tavşanı bulup kaldıran köpek vaveylayı basınca avcılar sırtta tavşanın geçeceği münasip geçitleri tutar ve geçen tavşana atış yaparlar. Kalkan tavşan vurulamazsa veya tüfek atılamazsa, köpek tavşanı kovar ve tavşan bir daire çizerek ilk kalktığı yerin yakınından geçer. Bu sebeple çok yakın ve süratli izleyen köpeklerin önündeki tavşan uzak mesafelere kaçar. Bu bakımdan kopoy avında ağır, fakat izi şaşmadan kovan köpek makbuldür. Böyle köpeğin önünde kaçan tavşan zaman zaman durur, gelen köpeğin sesini dinler, çok süratli kaçmaz ve daha yakın mesafeden döner. Bu sebeple tavşanı avlamak daha kolaylaşmış olur. Usta köpekler bazen tavşan izini saatlerce kovabilir. Bu arada pusan tavşanı tekrar bulup kaldırırlar. Tavşanı kovan köpekler tavşanın vurulduğu yere gelince seslerini keser, kan bulaşan yerleri koklarlar ve ekseri yatarak keyiften yuvarlanırlar. Hatta sabah ava çıkarken köpek yere yatıp yuvarlanırsa, o gün avın bereketli geçeceğine dair bir inanış da vardır. Bazı avcılar arasında tavşan vurulunca, tavşanın saatlerce kovup avcının önüne getiren kopoya tavşanın başını veya iç organlarından birini vermek böylece köpeği mükâfatlandırmak adettendir. Ancak bağırsaklarını vermemek gerekir. Çeşitli parazitler bu vesile ile köpeğe bulaşabilir.

Tazılar uzun bacaklı, narin yapılı çok süratli koşan ve kuvvetli bir çeneye sahip av köpekleridir. Genellikle tavşan gibi kaçan avları yakalamakta kullanılır. Tazılar daha ziyade düz alanlarda, az engebeli, ağaç ve çalı toplulukları bulunmayan arazilerde av yapabilirler. Yurdumuzda İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu’nun bir bölümü, Güney’de Çukurova ve civarında beslenir. Buralarda tazı avı yapılır. Tazıyla taşvan avına, iyi koşan atlarla gidilir. Aynı zamanda binicilik sporu da bu vesile ile yapılabilir.
Tavşanı kaldıran tazı, süratle tavşanı kovalar ve yakalar. Tavşan bu arada zikzaklar sert dönüşler yaparak kurtulmaya çalışır. Avcılar da kovan tazıyı atla takip ederler ve yakaladığı tavşanı alırlar. İran ve Orta Asya’da tazı avı çok gelişmiştir. Yurdumuzda yer yer iyi cins tazılara raslanmakta ise de yavaş yavaş saf kan tazı cinsleri yok olmaktadır. Tazı avına meraklı olanlar için güzel görünüşlü ve güzel güzel koşan tazılar büyük değer ifade eder.
Bu av türü sabahın erken saatleriyle, akşamın geç saatlerinde, tavşanların gelip geçtiği yerlerde beklemekle yapılan bir av şeklidir. Bek avında sonuç alabilmek için, tavşanların yatak ve oynak yerlerini, geçitlerini çok iyi tanımak ve bilmek gerekir. Bilhassa orman içindeki çayırlıklar, fundalık ve çalılarla çevrili alanlar ve ekili yerler, bağlar tavşanların yemlenmek için gittikleri yerlerdir. Önezi avında av süresi kısadır. Güneşin batışından alaca karanlık bastırasıya kadar iyice seçip beklediğimiz yerin yakınından bir tavşan geçerse avlamak mümkün olur. Sabahleyin de yatak yerlerine yakın geçitler ve patikalar beklenir. Bu süre de tan yerinin ağarmasından güneş doğuşuna kadar sürer. Sabah beki, akşam bekinden daha verimli olur. Zira , akşamları tavşanlar oldukça geç hareket ederler. Mıntıkayı iyi tanıyan, tavşanların yatak ve oynak yerlerini ve geçitlerini iyi bilen avcılar önezi avında başarılı olurlar.
En az 5-6 avcı olmalıdır. Ülkemizde daha ziyade sadece avcılar kol teşkil ederek tarama avı yaparlar. Bilhassa düz ve az engebeli arazilerde, tarım alanlarında verimli olur. Avcılar 20’şer adım mesafeyle sıralanır ve kol halinde ses çıkartarak, ağır ağır ilerler. Burada bilhassa aynı hizada gitmeye dikkat edilir.

Karlı havalarda tavşan izleri takip edilerek yapılan bir av türüdür. Bilhassa taze karda izleri bulmak kolaylaşır. İz avı da tecrübe ve bilgi ister. Oynak izlerini, yatak izini ayırdetmek tecrübe ister. Birçok tecrübeli avcı karda gördüğü bir tavşan izini kolayca takip eder ve yatağını eliyle koymuş gibi bulur. Kar fazla ise tavşanın yattığı yer daha kolay bulunabilir. Yumuşak karda tavşanın hareketi de zordur. Kara gömüldüğü için yavaş hareket eder. Ancak, karda yürürken meydana gelen kıtırtılı sesleri tavşan kolayca duyduğundan genellikle uzaktan fırlar. Karın yumuşak zamanında çalı diplerinde görülen yan yana iki sarımtrak delik, tavşanın (veya sansar gibi diğer bir hayvanın) teneffüs ederken meydana getirdiği izdir. Bu izler de tavşanı ele verir.
Tavşanın avında kullanılacak saçma numarası 4-5’tir. En iyi mesafesi de 25 m.’dir. 40 metreye kadar iyi bir isabet sağlanırsa da 40 m.’den sonra saçma hüzmesi çok dağılacağından isabet ihtimali azalır ve isabet edecek 1-2 saçma da tavşanı ancak yaralar. Yatakta tavşana ateş etmek de avcılığın etik anlayışına sığmaz. Her hayvana kaçma fırsatı verilmelidir.

Doğru kaçan tavşanın kulak istikametine, üstümüze gelen tavşanın ön ayakları hizasına atış yapılmalıdır. Yan geçen tavşana ateş ederken de önelem payı verilmelidir.
Her avda olduğu gibi tavşan avında da tavşanın çeşitli özellikleri bilindiği takdirde, avlakta arayıp bulmada ve avı vurmada başarı oranı artar.
Normal usullerle ve kanuni süreleri içinde avlandığı takdirde, yüksek üreme potansiyeline sahip bu hayvana bütün avlaklarımızda bol bol rastlamak mümkün olacaktır.

Domuz Avı

Yaban domuzu avı ülkemizde başlıca 2 şekilde yapılır. Bunlardan biri bek avı, diğeri ise sürek avıdır.

Bek avı yıllardan beri süre gelen bir avlanma şeklidir. Bu av sabah gün doğarken veya akşam gün batarken yapılabilir. Her iki avlanma zamanında da yaban domuzunun yemlenme ihtiyacı gözönüne tutulur. Dolayısıyla ekili alanların yakınları avlanmak için ideal arazi parçalarıdır. Bütün günü ormanda aç geçiren yaban domuzu gün batımıyla beraber karnını doyurmak için bağ, bahçe veya ekili alanlara gitmek mecburiyetindedir. Bu alanlara hangi yollardan gittiği yumuşak topraklarda bıraktığı izden kolaylıkla anlaşılabilir. Avcı bu yolaklar üzerinde beklemek suretiyle avını gerçekleştirebilecektir. Dolayısıyla “bek avı” tabiri bu avın doğasından kaynaklandığı için bu ismi almıştır. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus iyi saklanabilmektir. Yaban domuzlarının çok iyi derecede koku alma ve ses duyma özelliklerinin olduğu hiç hatırdan çıkarılmamalıdır. Bu avda sessizlik, çok önemlidir. Bek avı yapılacaksa sigara içilemeyeceği gibi parfüm ve deodorant kullanılmamalıdır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus bek avına çıkan avcıların belirlenen bir saatten evvel bek yerlerini terk etmemelidir. Acil durumda herhangi bir avcı bek yerini terk edecek ise ses ve ışık cihazlarıyla dikkati çekecek ölçüde gürültü yapmasıdır. Bu kendi can güvenliği için zorunludur. Bu avda av köpeği kullanılmaz. Avın bitişi avcıbaşı tarafından belirtilir. Bunun işareti ancak önceden kararlaştırılan bir düdük sesiyle olabilir. Örneğin uzun uzun veya kısa kısa eşit aralıklı üç düdük sesi gibi. Bu işareti duyan avcılar aynı sesi tekrarlamak suretiyle çevrelerindeki diğer arkadaşlarına duyurmaya çalışırlar. Daha önceden bek avının biteceği saat herkes tarafından bilindiği için bu işaret, avın bittiğinin bir diğer ifadesidir. Bu işaretten sonra hiç kimse her ne maksatla olursa olsun atış yapmamalıdır. Bu işaretten evvelde (gerekçesi ne olursa olsun) av sahasında asla dolaşılmaz.