AYANCIK ÖRF ADETLERİ VE NIŞAN DÜĞÜN

Bir sevdadır Ayancık dağıyla, taşıyla,yeşiliyle,mavisiyle,insanıyla,gurbetçisiyle, deniziyle, kumuyla….

—————————————————-

Ayancık’ın örf ve adteleri çevresine çok benzemektedir. Bu örf ve adetlerin başında düğün ve dernekler, giyim, imece usülleri, hısım akraba ziyaretleri gelir.

Esi dönemlerden bugüne pek çok düğünün başlangıç tohumları çoğu zaman “Beşik Kertisi” ile başlar. Birbirlerini çok seven, düşkün aileler doğum esnasında ve ya hemen sonra çocuklarını henüz beşikte iken sözlerler. Buna halk arasında “Beşik Kertisi” veya “Beşik Kertmesi” deniyor. Usullerden olarak ta birbirlerine eti yenen cinsten hayvan hediye ediyorlar. Bu adetin toprak yönünden şanslı olmayan köylümüzün, topraklarını birleştirmek, yahut hiç olmadı bölüştürmemek ilkesinden doğmuş olması gerek.

Nişan, evlilik öncesinin en önemli olayıdır. Nişanlanan çift evliliğe giden yolu iyice aralamış sayılır. Karşılıklı takılar takılır. Bu andan itibaren gerek kız tarafını, gerekse erkek tarafını hummalı bir çalışma alır.Çeyiz düzme.Yeni evlenen çiftlerin en büyük korkusu olan “Başlık” Ayancık’ta hiç uygulanmaz.

Görücüye gitmek, kız istemek, sözlenmek ve nişanlanmanın ardından sıra düğüne gelir. Önce bir gece öncesinden kız evinde kına gecesi düzenlenir. Yalnız kadınlar arasında düzenlenen kına gecesi sırasında, damat evinde de eğlence düzenlenir ya da damat adayı erkekleri alarak restaurant ya da başka bir mekan da bakım yapar. Kına gecesi ve ya öncesinde gelinin çeyizleri de sergilenir. Genelde köylerimizde dokunan meşhur Ayancık keteninden yapılan elbiseler, cepkenler, üç etekler, peşkirler, havlular, yün çoraplar, mezgepler, tülbentler, başörtüler, kuşaklar, şal ve şalvarlar, el emeği-göz nuru oyalı nakışlı patiskalar, yatak,yorgan,yastık kılıfları, minderler, kap ve kacaklar, bakır taslar, tencere ve tavalar kız evinde davetlilere sergilenirler. Kına gecesi gelin ve konuklar kına yakar, damat adayının da serçe parmağı kınalanır.

Düğün gecesi, gelin ile güveye bir tepsi içinde yemek gönderilir. Bu tepside genelde tavuk, kıymalı, ıspanaklı ve ya kabaklı börek ayran ve meyve bulunur.
—————————————————–
YÖRESEL TÜRKÜ İSİMLERİ

Ayancık Eymeleri
Tini Mini Hanım
Karasu’da Pazar Var
Dillala
Hürmüz Gelin
Entarisi Salkım Salkım
Ak Bakraçlar Susuz Kaldı
Kum Kapının Kilidi
Ben Giderim
Hakkı reis
İp Attım Ulaş Diye
Kaleden İndim Bugün
Bük Dibinde Yatarım
—————————————————–
YÖREMİZDEN BAZI İNANIŞLAR

Yaş ağaç kesilmez.

İncir ağacı kesenin ocağı dağılır.

Loğusa kadının kırk gün mezarı açıktır, bu nedenle yalnız bırakılmaz.

Yeni aya bakan; ilk kime bakarsa o kimse o ay donanır.

Gece gül ağacı dibinde gezilmez, kül dışarı atılmaz, aynaya bakılmaz, su üstünden atlanmaz,tırnak kesilmez.

Gece sakız çiğneyen, ölü eti çiğner.

Gece ıslık çalınmaz, uğursuzluk getirir.

Gelinin ayakkabısının altına isim yazılır veya yorganı kaplarken kim bir tutam saçını içine atarsa tez kısmeti açılır.

Yeni doğmuş çocuk besmele ile kucağa alınır, besmele ile yerine yatırılır.

Sacayak üzerinde boş kazan durması uğursuzluktur.

Sela vakti ev işi yapılmaz.

Evin kapısına sarımsak ya da yumurta kabuğu asılırsa mavi boncuk bulundurulursa nazar ve kötülükler yok olur.

Hamile kadın güzelleşirse erkek,çirkinleşirse kız doğacaktır.

Avucunda beni olan çok marifetlidir.

Kötü rüya sabah ilk suya anlatılırsa , kötülüğü su gibi akar gider.

Evde birşey kırılırsa nazar dağılır.

Bir yere sağ ayakla girmek, bir işe besmele ile başlamak iyidir.

Yaban elmasının dalı evin kapısına asılırsa o eve kötülük uğramaz.

Kargaların zamansız bağırması, baykuş ötmesi, köpek uluması uğursuzluktur.

Deniz kokuyorsa dalgalanacaktır.

Hamile kadın neye çok bakarsa , çocuğu ona benzer.

Gözünün akının çok olan merhametsizdir.

Gece ıssız netameli yerlerde gezen rüyasında korkutulur.

Elden sabun yada bıçak alınmaz.

Ölü üzerine bıçak koymak, kötülüklerden oraya yanaşmasını engeller.

Çocuk yere eğilip bacakları arasından kime bakarsa o kişiye misafir gelecektir.

Bir işin üstüne tembel kişi gelirse o iş bitmez.

Ayva ve mantar çoksa kış çetin geçecektir.

Ölünün ruhu rahat etmesi için ayakkabıları o mezara gitmeden kapı önüne çıkarılır.

Ölünün odası ya da evinin ışıkları 7 gün açık bırakılır.

Birine mendil sabun hediye etmek ayrılık getirir.

Yolcunun arkasından su gibi git, su gibi gel diye su dökülür. O gün ev süpürülmez.

Ayakkabı yada terliklerin ters çevrilmesi uğursuzluktur.

Bir giysiyi ters giyersen uğursuzluk getirir.

Avucunun içi kaşınıyorsa kısmet geleceğine, burnun kaşınıyorsa kavga edeceğine, gözün seyiriyorsa bir haber alacağına işaretdir.

Ağırlık çökerse misafir gelecektir.

Hıdrellez günü bahçeden yeşillik koparılmaz.

O yıl ilk ürün cimri birinin elinden alınırsa verim az olur, cömert birinin elinden alınırsa verim fazladır.

Denizciler tekneyi denize attıklarında ilk tuttukları balığı keser ve kanını teknenin önüne sürerler.

Bebek ilk yüremeye başladığında çok düşüyorsa dört yola getirilir.

İki ayağına ip bağlanır ve ayağının kösteğini kesiyormuş diye kesilir. Bebek düzgün yürümeye başlar.

Eşiğe oturan iftiraya uğrar.
Kaynak: Geçmişten Bugüne Ayancık – Ayancık Lisesi